mmorpg etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mmorpg etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Şubat 2014 Cuma

LEAGUE OF ANGELS İNCELEMESİ


    Evet yurttaşlar, son günlerde kendimi oynamaktan alıkoyamadığım bir online oyundan bahsetmek istiyorum sizlere League of Angels. Turn Based yani Sıra Tabanlı oyunları biliyorsunuz. Hani şu EP'niz kadar yürüyüp EP'niz kadar vuruş yapabildiğiniz işin stratejisinin çok büyük önem taşıdığı eğlenmenin yanısıra zihninizide biraz zorlayan tarz oyunlar. Bunlara Tactical Role Playing Game de deniyor hatta Strateji RPG ve Tactical RPG olarak iki ayrı başlıkta değerlendirebiliriz.  

 Örneğin ilk aklıma gelen Jagged Alliance var ki tam bir TRPG sonradan Online'ı da çıktı hatta, veya Might and Magic serileri var SRPG diyebiliriz hadi Turn Based Strateji diyelim fazla karıştırmayalım. 
Turn Based son oynadığım Disciples Resurrection var ki arka fonda Aşık Veysel Şatıroğlu üstadın eserlerinden olan  "Kara Toprak"ın güzel bir düzenlemesi çalıyor mütemadiyen. İlk etapta sizden olan bu ezgiler heyecanlandırsa da neredeyse tüm oyun boyunca sürekli duymak bir süre sonra insanı bunaltıyor ki Aşık Veysel üstadın yeri bende ayrıdır. Düşünün ki üstadın müziği yıllar sonra tüm dünyada satılan bir oyunun fon müziklerinden birisi oluyor hatta oyunda atmosferi oluşturan ana müzik oluyor. 


Disciples'ın eski serilerini takip edenler için çok fazla bir yenilik olmadığı yazıyor internette. Ben eski serileri bilmeyerek başına oturdum ve tatmin oldum diyebilirim. Ancak zorluk seviyeleri beni bir hayli uğraştırdı, en çok etkilendiğim yönü ise grafikleri oldu, müthiş detaylı karakter grafikleri ve haritalar beni benden aldı. Az söylenmedim oynarken bu karakter tasarımları ve detaylarla harika bir RPG yapılabilirdi diye. Monster's Den flash oyun serisi var ki yapımcısının eli öpülesidir gözümde. Ufacık bir flash oyunun içine hiçbir görsel efekt olmadan insanı çeken atmosferine ve sürekli silah ve ekipmanlarınızı güncelleme isteğine karşı koyamıyorsunuz. Bu oyunla ilgili ayrı bir yazı yazacağım kendime sözüm var.

Konu dağıtmakta üstüme yok diyerek League of Angels a dönelim. Oyunumuz web tabanlı bir online oyun. Yani hiçbir dosya indirmeden browserınız üzerinden oynuyorsunuz. Yükleme ekranları çok kısa sürüyor ki zaten oyunda karakterler dışında 3d hiçbir öge yok. Tür olarak MMORPG ve Turn Based hibriti diyebiliriz. Level atlamak ilk etapta yani 40+ olana kadar çok kolay, biraz zaman ayırmaya bakıyor kısa sürede 40+ levellara ulaşmanız mümkün. Sanıyorum bu yeni oyuncuları oyuna bağlamak için bir strateji ki bende işe yaradı. 
45+ olduktan sonra ek görevleri bitirerek level atlamanız zorlaşmaya ve level alma süreleri uzamaya başlıyor. İşin  beni bu yazıyı yazmaya iten yönü ise oyunun yapımcılarının tüm bu kurguyu matematiksel verilere mükemmel yedirmiş olması. Bunun detayına inmeden önce oyunu genel olarak anlatmak istiyorum; 

Oyunu oynamak için resmi sitesinden ücretsiz hesap açmalısınız. Burada kafa karıştırıcı birşey var ki google da oyunu arattığınızda karşınıza iki farklı site çıkmakta R2games ve GTArcade her ikisinde de Official site yazıyor ve her ikisinde birbirinden farklı serverlar mevcut. Ben http://loa.r2games.com/ 'dan üyeliğimi aldım. Oyunda seçebileceğiniz 2 farklı sınıf var, her sınıf kendi içerisinde kadın ve erkek karakter olarak 2 ye ayrılmış:


Buradan karakteri seçtikten sonra oyuna giriyorsunuz. Tutorial kısmını atlamamanızı öneririm çünkü büyük faydası oluyor. 
Tekrar hatırlatmak isterim ki bu bir "browser" oyunu. Yani etkileyici görsel efektler birbirinden çeşitli animasyonlar ve göz kamaştırıcı bir grafiksel detay bekleyenler hiç girmesin bu işlere. 2d bir dünya ve 3d karakterlerin olduğu bir oyun League of Angels. Birbirinden taş ve alımlı Tasarlanmış Koruyucu Meleklerin kötü güçlere karşı mücadele etmek için seçtiği kahramanları yani chosen'ları olarak oyuna başlıyorsunuz. Konusunu detaylandırmanın anlamı yok ki hangi mmorpg'nin olmayan öylesine çakma senaryosunu oturup okuyoruz.

 Oyunun quest kısmı temel ve basit bir doğrultuda ilermekte level aldıkça açılan haritalar ve aynı oranda zorlaşan düşmanlar ve her harita sonunda öldürülen boss'larla açılan diyaloglar ve biten ana quest. Bu durum sürekli kendisini tekrar ediyor, oyundaki her Melek için benzer bir ana questle bu süreç otomatiğe bağlanmış, birisin asasını kurtarırken ötekinin kılıcını tılsımını kötü güçlerden kurtarıyorsunuz. 
Diğer NPC'lerden aldığınız görevlerde aynı şekilde aynı sistemle kurgulanmış. Zaten işi çözdükten sonra level alma işi BLITZ denilen hadiseye bağlanıyor yani haritaya tıklayıp BLITZ yaparak otomatik olarak exp ve ganimetin gelmesini bekliyorsunuz. 

Haritada herhangi bir savaşa girdiğinizde ekran turn based'e geçiyor ve "otomatik" olarak takımınız ve düşman savaşıyorlar. Herşey sayısal verilere bağlı olduğu için bu çarpışmayı izlemeden direkt "skip" e tıklayarak sonucu görmeniz mümkün. Aslen oyun tüm online oyunlarda olduğu gibi oyuncuyu para harcatmaya yönelik motive eder bir tarzda tasarlanmış. Ücretsiz oynarken hiçbir kesinti yaşamıyorsunuz yanlış anlaşılmasın ancak VİP olduğunuzda size vadettiklerini ana ekranda her fırsatta gözünüze sokmadan rahat etmiyor ki illa o kredi kartını çekesiniz. Eğer sakin sakin oynayıp levelimi alırım serverdaki mücadele ve üstünlük savaşı beni ilgilendirmez derseniz herşey çok güzel ancak istatistiklerde yer alayım En'lerden olayım hatta PVP'lerde yenilmekten usandım diyorsanız illaki ya VIP yolu gözükecek yada parayla satılan diamonds'lardan alacaksınız başka yolu yok.


Peki oyunda görevler birbirinin aynı görsel efekt yok ne var? diyenleri duyar gibiyim. Öncelikle oyunun eventları ve içerisindeki çeşitlilik derim. Bahçeye altın ekip sulamak*tan tutun da balık avlamaya kadar Guild kurup geliştirmekten tutun da Gemology'de 3 taş oynamaya kadar kendi içinde çok farklı atraksiyonları mevcut ve  bütün bu seçenekler için size her gün yenilenen haklar veriyor. Oyunun ekonomisi genel olarak günlük online olmayla ve istatistiklerle sağlanmış.Yani altını slot keserek değil bu aktivitelerle ve oyunun size hergün verdikleriyle sağlamanız mümkün. Tıklamanız gereken o kadar çok menü ve kısım oluyor ki her biri farklı birşeyler veriyor. Altından crystale kadar bir yığın materyali her online olduğunuzda tıklayarak stokluyorsunuz. Browser'ı açık bırakırsanız yine oyun açık kaldığı sürece "auto pathing" denilen sistemle az miktarda exp gelmeye devam ediyor. 

Gelelim karakter gelişimine ve şu matematiksel PVP olayına :
Karakter gelişimi ve Karakterin sağlık atak defans gibi özellikleri her levelde otomatik artıyor bu özelliklere direkt bir müdahale yok. Zırhlarda aynı şekilde çeşitli değil her level aralığı için 20-40-60 lvl şeklinde standart zırhlar var. Zırhlar geliştirilebiliyor. 
Gemology denilen hadiseyle zırhlardaki slotlara GEM ekleyerek özelliklerinizi arttırabiliyorsunuz işte burada farklar ortaya çıkmaya başlıyor. Sağlık defans kritik blok her özelliğinizle ilgili GEM'ler karakterinizi güçlendirmek için en büyük silahınız. Aynı şekilde oluşturacağınız takım ve özellikleri de sizin ortalama Rating'inizde önem taşıyor. Takım demişken ana karakterin yanında yardımcı meleğinizi seçip geliştirebildiğiniz gibi takım arkadaşları alarak onlarıda geliştiriyorsunuz. Bu takım elemanlarınıda oyunda Recruit sekmesindeki tavernlerden "soul" karşılığında ekliyorsunuz. Aynı şekilde bu takım elemanlarıda özelliklerine göre ayrılıyor, "Party" sekmesinden takımınızın uygun savaş düzeninide belirlemeniz gerek. Örneğin yüksek hp'li savaşçıları defansa ön saflara alıp büyücüleri arkaya dizmek gibi.

Oyunda tamamiyle veriler çarpışmakta. "Battle Rating" dediğimiz hadise sizin tüm bu geliştirmelerinize göre orantılı olarak artıyor ve PVP'lerde büyük etki ediyor. GEM'ler de aynı şekilde level atlıyorlar, her levelda sınırlı gem slotlarını daha yüksek levelli Gemlerle değiştirmeniz gerekiyor yoksa PVP'de harcıyorlar. Oyunda evlilik olayıda mevcut, ilerleyen levellarda tek bir yardımcı melek yerine kendi seçtiğiniz birden fazla meleği hibritleyerek guardian angel sahibi olabiliyorsunuz. 



Web tabanlı olmasına rağmen öylesine bağlayıcı ve interaktif bir dünya ki insan sıkılamıyor. Haftalık, günlük aylık event'ların ardı arkası kesilmiyor. Sürekli bir level atlama ve karakteri geliştirme isteği doluyorsunuz. İtiraf edeyim bunca yıllık oyuncuyum hiçbir oyuna şu  browser oyunu kadar para harcamadım. Açıkçası oyunda gerçek para harcamadan zevk almanız çok zor. Çünkü birkaç tıkla yapacağınız gelişmeyi vip olmadan belki 2 haftada yapamayabiliyorsunuz. oyunda herşey PVP'ler Arena savaşları Vb. size günlük verilen haklarla yani attempt'lerle sınırlı.  
Yine aynı şekilde Stamina denilen olay sizin exp almak için harita harita gezmenizi günlük olarak sınırlamakta ve hergün aynı saat aralığında otomatikman 50 birim, her yarım saatte ise 5 birim artmakta. Herşeyi inanılmaz bir düzen ve sistem içerisinde öylesine güzel kurgulamış ve birleştirmişler ki işte insanın hayran olup kendisini kaptırdığı noktada bu oluyor. 
Yukarıda her detayına değinemeden yüzeysel olarak anlatmakla yetiniyorum çünkü yazmakla bitmeyecek kadar detaylı ama bir o kadar tutarlı bir online browser oyunu League of Angels. Her online rpg gibi bir gün sıkılacağım, işte o zaman şu yazıyı okurken neler düşüneceğim harcadığım paralar bana batacakmı orasını şimdiden kestirmek güç.


24 Ocak 2014 Cuma

Kabus 22 ye Son Görev

Kahhar !

Yıl 2006, eskiden beri oyunlarla ve oyun piyasasıyla içli dışlı olan bir gamer olarak yerli oyunlara bakış açım o yıllardan bu yana çok değişmedi. Bu bakış açısı ki haklı olarak burun kıvırmanın ötesine malesef hala geçemedi. Neden derseniz işin içine yatırımcı yetersizliği girer, memlekette yetişen programcıların oyun sektörüne ve oyun dünyasına ticari kaygının ötesinde bakamaması girer ki kendilerince haklılar da. Günümüz popüler oyunlarının Cast'ına Credits'e tıklayıp baktığınızda akıp giden isimleri görünce film seti mi kurmuşlar acaba şaşkınlığını sektörü bilmeden yaşamanız mümkün.  

Gönül istiyor ki bizim adamlar ekibini kursun paraları da çok olsun boş zamanları da bol hiçbir maddi kaygı gütmeden senaryosuyla karakterleriyle kendisine has sıfırdan güzel güzel RPG'ler yapsınlar, Yunan mitolojisi olmayıversin, Minotaur, Ejderha olmayıversin Dede Korkut olsun mesela ne bileyim, bu toprağın destanları hikayeleri quest olarak karşımıza çıksın fena mı olur. 

War, War Never Changes
Şimdi konuya hakim olanlar diyecekler ki "o oyunlar öyle 2-3 kişiyle olmuyor bir oyun motorunu yapmak bazen yıllar alıyor ve yıllar içerisinde de sürekli güncelleniyor" diyecekler. Her ne kadar öyle de olsa yatırım sıkıntısı başta olmak üzere maddi kaygılar da desek bizim hayalgücümüz kısıtlı şahsi kanaatim. Yani sürrealist akımdan çok etkilenmemişiz gibi sanki, Adamlar yıllardır Mitolojilerini kurgulaya kurgulaya bitiremediler, 7den 77'ye memlekette Zeus'u Herkül'ü tanımayan kalmadı, Amon Ra'yı bilmeyene kız vermiyorlar Tolkien'e saygı duruşunda bulunan binler bulabilirim, Gothic 1-2-3  ayakta alkışlarım, Elder Scrolls dünyasının yaratıcılarına akşama kadar çay kahve servisi yaparım. Çünkü böylesi bir hayalgücü ve böylesine düşündüğünü hayata geçirebilme çabası taktire şayan. Seslendirmesinden karakter detaylarına, atmosferine, mekanlara kadar her parçasıyla tamamiyle sanat eseri diyebileceğim bir çok oyun sayabilirim size şimdi burada. 
Fallout'u bilen bilir. Günümüz teknolojisine göre ilk Fallout 2d görselleriyle çok geride bir yapım. Fakat ben sana şu an o oyunu açıp daha önce defalarca bitirmesine rağmen yine bitirmek için günlerini verecek yüzlerce adam bulabilirim. Şu an bu yazıyı okuyup bir anlık hevesle Fallout dünyasına girecek çok insan tanıyorum veya tanıyordum. Böylesi Kült oyunların yeni teknolojiyle harmanlanarak duruşunu bozmadan geliştiğini varsayarsak nostaljisini yaşamak biraz daha sancılı oluyor. Belki yeni fallout çıkmasaydı daha uzun yıllar o 2d oyunu pişirip pişirip yerdik biz. 
Günümüz oyun sektörünün geldiği nokta ortada, görsel olarak bir hayli yol katetti sektör tabi ekran kartı üreticileriyle birlikte oyun sektörüde büyük baskı altında ki yeni yeni kartlar ve bunlara uygun oyunlar sürekli güncel bir pazar oluşsun.


Gelelim işin öbür tarafına yani "talep". Türkiye'de bilgisayar oyunu denince akla Need for Speed gelir Counter Strike gelir PES gelir veyahut MMORPG dediğimiz KO tarzı oyunlar gelir. Bu oyunlar yeni başlayanlar için uygun da olsa zamanla kendisini oyun dünyasında yetiştirmek isteyen gerçek bir oyuncunun farklı tarzlarıda denemesi ve yıllar içerisinde kendi tarzını bulması gerekir. Bu biraz hobisini uğraşını artık adına ne derseniz deyin ciddiye almak ve araştırmakla alakalı bence. 

Oyuncu bir koleksiyoncu gibi kendi kültlerini kendi oyunlarını biriktirir zaman zaman yükler nostalji yaşar tozlarını alır onları sever. Tarzını sevdiği bir firma olur. Çünkü her oyun firmasının programcıları kullandığı motorlarla oluşan bir profili oluyor. Şimdi yakından takip edemiyorum ancak geçmişteki izlenimlerinden örnek vermek gerekirse EA çocuk oyunu piyasa oyunu yapan Gore'u çok fazla kullanmayan konuları derinlemesine işlemeyen NFS ile liselileri esir alan NBA serileriyle 2K ile tanışana kadar yıllarımızı 2 farklı smaç yapacağız diye heder eden bir firma ancak şimdi baksan sektörün en güçlülerinden. THQ gore a daha hakim ismini hatırlayamadığım bir çok oyunda adı geçen sevdiğim bir firmaydı. Midway var kol bacak koparan oyunların şahı şahbazı mesela. Tabi bu firmaları yazıyorum bunların içerisinde birde yapımcı-dağıtımcı ayrımı oluyor o kadar derinine inip biyografilerini çıkarmak niyetinde değilim.

Peki günümüz Türkiye'sinde oyun denince akla gelen isimlerden bir sosyal tespit yapılabilir mi? Şahı şahbazı yapılır desem? PES NFS denince 7 den 70'e hitap eden bu oyunların futbol ve otomobil temalı olması şaşırtıcı değil. PES'de ustalık nişanını almış bir oyuncunun ben oyuncuyum diye karşıma çıkması benim gibi senin gibi oyunlara yıllarını mesailerini vermiş, ingilizceyi zorla sökmüş koca koca adamlara hakaret değil de nedir? Oynadığı oyunun sinematiklerini geçen adamdan oyuncu olur mu? Şifre ile trainer ile konsol kodu ile oyunun tüm atmosferini mundar edip tüm şehri yerle bir ettikten sonra apartmanın çatısından halka ateş açan, helikopter avlayan çocuğun öfkesi kimedir?

Birçok MMORPG'de Türkiye'nin banlanmasının altında yatan neden ne? Birçok pro oyuncu neden yabancı serverlarda oynamayı tercih ediyor? Rus hatun düşürmek için mi?

İşte tüm bu soruların cevaplarını oturup tartışın ortaya koca koca toplumsal travmalar sosyal tespitler çıkartırsınız siz bile şaşırır kalırsınız.

Bu yazdıklarımdan oyuncuyum diyen adam 3 dil bilmeli iyi sevişmeli mesajı çıkarmayın lütfen. 20 yaşın üzerinde olup hala oyun dünyasıyla ve oyunlarla ilgili insanların oyun başında geçirdiği zamanı hor gören küçümseyen kitleye bir mesaj kaygısıyla yazdım hepsini.


Sevgiliniz, eşiniz veya çocuğunuz oyunlarla ilgileniyorsa emin olun çok zengin bir hayalgücü ve empati yeteneğiyle donatılmış bir ruh taşıyordur. Tabi oynadığı oyunlar bu tespitte büyük önem taşıyor. Ruhu olan oyunlardan bahsediyorum ben. Akşama adar slot keserek silaha +9 basmak tılsım basmak bu da bir tercih ve çabadır fakat yıllar içerisinde rpg-adventure seviyesine ulaşıp skyrim'le yılların nostaljik tekrar sürecini kenara atmışlardan bahsediyorum. Single Player'dan bahsediyorum, Sandbox değil, Online Serverlar değil. Artık tüm oyunlar Multiplayer destekli çıkıyorlar, bunun altında yatanlar oyuncuların taleplerinin yanı sıra yine ticari kaygılar. Single Player bir oyun için uzun mesailer harcayıp örneğin yine güncel olduğu için; Elder Scrolls SKYRIM gibi bir sanat eseri ortaya koymak firmaların işine artık çok gelmiyor. Hatta kendisine oyuncuyum diyenlerin single player bir oyun için neden bu kadar detay yazdığını bile okumuşluğum var ki şaka gibiler. 

RPG dünyası için bu multiplayer olayının büyük bir engel teşkil ettiğini kendimce ifade etmek istiyorum. İlerleyen zamanlarda bu iş tamamiyle Counter Strikevari bir sürece girecek gibi gözüküyor. Bu herkesin işine geliyor, hem eğlencelik hem sosyallik hem yapımcılar için çok daha az hayalgücü ve emek. Oynadığı oyunu senaryosundan, diyaloglarına, atmosferine kadar herşeyiyle özümseyen oyuncular için RPG dediğin single olur. Eğlenilecek oyun evlenilecek oyun ayrımı gün geçtikçe kaybolmakta ve firmaları bu kolaylığa sürükleyen bizzat dünyada ki oyuncu nüfusunun kendisi.
Tüm bu veryansınlardan sonra gelelim esas konumuza evet Kabus 22'den bahsediyorum. Hani şu bir çoğunuzun hiç hatırlamadığı hatta belkide tanışmadığı Resident Evil çakması damgası vurup hor gören yüzeysel oyun eleştirmenleri tarafından hiç anılmayan oyun. Tabi bu kadar kötülendiğinden bahsediyoruz bir de aldığı ödüller var, yurt dışında satışı yapılan ilk Türki Oyun olma özelliğinin yanı sıra. Benim için özel olmasının nedeni ne aldığı ödüller ne de çıktığı yılda oyun dergilerinin kapaklarını süslemesiydi. Beni içine çeken atmosferi ve "bizden" unsurlarla bezenmiş mekanları, karakterleriydi. iki farklı karakterle tamamen farklı oyun teknikleriyle oynayabilmek de beni cezbeden diğer özelliğiydi o yıllara göre. Kız kulesini tamamen keşfetmemi sağladı mesela. Hiç gitmediğim halde her köşesini biliyorum kız kulesinin. Şimdi gitsem kaybolmam yani o kadar. Ya tuvaletlerde gezen o iyi saatte olsunlara ne demeli, nasıl çarparlardı öyle be, ürperdim yine bak. 
Pusu hayal kırıklığından sonra Kabus 22 beni bir hayli etkilemişti. Dini unsurlarla donelerle bezenmiş yaratık isimleri ve yaratıklarda bunda etkiliydi tabi. Dönemi için eleştireceğim tek ve belkide atmosferini bile bozan eksik seslendirmeleriydi. Ah be ablacım hiç pratik yapmadınmı sen kayıttan önce kitap mı okuyorsun seminer mi veriyorsun, kapının ardında yaratık var insan ölüleri falan var ancak sende o heyecan yok sanki evde kahveni yudumluyorsun devirip uzanmışsın gibi hiç his yok hiç.

Web sitesi bir ara kapalıydı. Şimdi baktım açılmış, yapımcıların yeni projeler üzerinde çalıştığı cümlesini yıllardır okuyorum sitede duruyor. Umarım aslı astarı vardır. Tahminim ise daha farklı, umdukları gibi bir getirisi olmadığını görerek el çektiler veyahut sektör değiştirdiler sanıyorum. Yolları açık olsun ne diyeyim.  Şuan 30lu yaşlarda olan bir adam olarak kendilerine Kabus 22  için teşekkür etmek istiyorum.